facebook
Çocuklarda Hiperaktivite Bozukluğu admin 25 Nisan 2022

Çocuklarda Hiperaktivite Bozukluğu

Çocuklarda Hiperaktivite Bozukluğu

Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu; temelde dürtüsellik, dikkat sorunları, aşırı hareketlilik belirtileri ile ortaya çıkan ve hayat boyu süren psikiyatrik bir hastalıktır. 7 yaşından önce belirtileri gözlenmeye başlamaktadır.

Dikkat Eksikliği Nedir?

Dikkat eksikliği, dikkat yoğunluğunun ve süresinin çocuğun gelişim dönemine ve yaşına uygun olmayan şekilde çok az ve kısa süreli olmasıdır. Başka bir deyişle dikkatin belirli bir noktaya toplanmasında zorlanma ve dikkatin çabucak dağılmasıdır. Dikkat eksikliği olan çocuklar, belirli etmenlere karşı koymakta zorlandıkları için dikkatlerini uzunca bir süre yaptıkları işe verememektedir. Kısa süreli işlerde ya da televizyon izleme, bilgisayar oyunu oynama gibi ilgilerini çeken durumlar sırasında çok daha dikkatli olabilirler. Fakat uzun süreli zihinsel uğraş gerektiren işlerden kaçınma eğilimindedirler. Dikkat eksikliği, özellikle okul hayatına başlanılması ile daha çok fark edilen ve gittikçe belirginleşen bir bozukluktur. Dikkat eksikliğinin temel belirtileri; belirli bir konuya, aktiviteye ya da olaya konsantre olamama, çevresel uyaranların dikkati rahatlıkla dağıtabilmesi, düzensizlik ve unutkanlıktır.

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktivite, çocuklarda kendini kontrol edememe, anormal düzeyde aktif olma ya da olağandışı hareketlilik durumu ile görülen psikolojik bir hastalıktır. Hiperaktivitenin temel belirtileri; çocuğun yaşıtlarına kıyasla belirgin düzeyde daha fazla hareketli olması ve bu hareketliliğin ev, okul gibi ortamlarda, oyun anlarında, günlük aktivitelerde çocuğun ailesi ve arkadaşları için sorun oluşturuyor olmasıdır. Hiperaktivite ile birlikte sıklıkla görülen bir diğer durum ise dürtüselliktir. İstekleri erteleyememe, acelecilik, sıra bekleyememe, sorulan sorulara düşünmeden hemen cevap verme gibi güçlükler dürtüsellik durumlarıdır ve hiperaktif çocuklarda sıklıkla görülen belirtilerdir.

Çocuklar normalde de çok enerjiktir ve sürekli hareket halindedirler. Ancak bu hareketlilik her şartta ve ortamda hiç durmadan, sürekli olarak devam ediyorsa, akranlarıyla bir araya geldiğinde hareketliliği ciddi düzeyde ve belirgin olarak ortaya çıkıyorsa, hareketliliği sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeye başladıysa o zaman bunun bir hastalık belirtisi olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda, bu iki hastalık birlikte bulunabileceği gibi biri daha baskın bir şekilde de görülebilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin tamamı her çocukta görülmeyebilir. Buradaki önemli kriter, belirtilerin çocukların hayatlarını bozucu hale getirmesidir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) Nedenleri Nelerdir?

Genellikle genetik etkenlere bağlı olmakla birlikte bu etkenler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun oluşma nedenini tek başına açıklayamamaktadır. Beyindeki yapısal farklılıklardan da kaynaklanabilmektedir. Ayrıca gebelikte ilaç, alkol ve sigara tüketimi, doğum sırasında gerçekleşen komplikasyonlar ve doğum sonrası geçirilen hastalıklar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu riskini arttırabilmektedir. Aile tutumlarının ve sosyal çevrenin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerinde direkt olarak bir etkisi yoktur. Fakat unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavi edilebilen bir durum olduğudur. 

Dönemlere Göre Belirtiler

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri belirli yaş ve gelişim dönemlerinde farklılık gösterebilmektedir. Bir dönemde baskın olan bir özellik zamanla etkisini yitirebilir ve başka bir belirti ortaya çıkabilir. Hayatın bir döneminde hiperaktivite baskınken farklı bir dönemde dikkat eksikliği baskın hale gelebilir.

Okul Öncesi Dönemde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri

Bu dönemde göze çarpan ilk belirti genellikle çocuğun aşırı hareketli olmasıdır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar ebeveynleri tarafından sürekli olarak koşan, zıplayan, atlayan, oturmayan, huzursuz, bir şeyler seyrederken bile hareketliliği ile yoran çocuklar olarak tarif edilir. Bu dönem çocuklarında dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin temel belirtileri yanı sıra oyuncaklardan çabuk sıkılma, oyuncakları kırma, fırlatma, itip kakma, başlanılan oyunu sonlandıramama gibi belirtilerde gözlenebilir.

Dikkat eksikliği belirtileri çocuklar okula başlayana kadar genellikle pek fark edilmez. Dürtüsellik ise anında istediğinin yapılmasını isteme, erteleyememe, sırasını bekleyememe, ebeveynin ilgisinin sürekli kendi üstünde olmasını isteme gibi belirtilerle okul öncesi dönemde fark edilebilir. Bunlara ek olarak uyku ve yeme bozuklukları, problem davranışlar, anneye aşırı bağımlılık, mutsuzluk gibi durumlarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile birlikte görülebilir.

Okul Döneminde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuklar, okula başlamaları ile birlikte yaşanılan sorunlar çoğalmakta ve çok yönlü olmaya başlamaktadır. Çocuklar bu dönemde arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurma gibi, okul başarısını ve okula uyumlarını etkileyen davranışlarda problemler yaşamaktadırlar. Bu dönemde görülen belirtiler; derste sakin ve sessiz bir şekilde oturamama, sınıfta dikkat dağıtacak şeyler yapma, dağınıklık, eşyalarını kaybetme, dikkati toplayamama, kurallara uymama, düzenli olmama, arkadaşlarıyla anlaşamama, verilen görevleri ve sorumlulukları yerine getirememe, ödevleri tamamlayamama, yarım bırakma, düzensiz ders notu tutma, sınavlarda basit hatalar yapma, okul başarısının düşük olmasıdır. Ayrıca bu belirtilere arkadaşlarla sık kavga etme, büyüklerle tartışmaya girme ve yalan söyleme gibi davranış sorunlarının da eklendiği gözlenmektedir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuklar okulda genellikle tembel, dalgın, ilgisiz ve sakar öğrenciler olarak nitelendirilir. Bu çocukların olumsuz davranışları, sınıf ortamı içerisinde öğretmenleri tarafından zarar verici olarak davranışlar olarak görülmekte ve öğretmenler bu davranışlara daha fazla odaklanmaktadır. Bu çocuklar sınıftaki diğer çocuklarla karşılaştırıldıklarında hem aktif zarar verici (ortalıkta komiklik yaparak dolaşmak, sınıf içerisinde koşuşturmak, sıra arkadaşıyla sürekli konuşmak vb.) hem de pasif zarar verici (başka şeylerle meşgul olmak, pencereden bakmak vb.) davranışları daha sık gösterirler.

Sürekli olarak kapasitesinin altında başarı gösteren bu çocuklarda derslerine ve okuldaki davranışlarına yönelik olumsuz tepkiler nedeniyle zamanla okulu sevmeme, okula gitmeye karşı isteksizlik ve okul fobisi gibi belirtiler de sıklıkla gözlenmektedir. Ayrıca bu çocuklar evdeki ve okuldaki davranışlarından dolayı çok ceza almaları ve eleştirilmeleri sebebi ile özgüvenin eksikliği yaşamakta ve sonucunda daha farklı psikolojik problemlerde gözlenmeye başlanmaktadır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, tüm bu olumsuz davranışlara rağmen heyecanlı, meraklı, enerji dolu, şakacı, sempatik olmaları ve diğer insanlarla kolay iletişim kurabilmeleri gibi birçok olumlu özelliğe de sahiptir. Fakat bu olumlu özelliklerinin çevreleri tarafından göz ardı edilmesi bu çocukların uyum problemlerinin daha da artmasına neden olmaktadır. Bu problemlerle baş etmede özellikle öğretmen tutumları önem kazanmaktadır. Eğer öğretmenler, bu çocukların yaratıcılıklarını, enerjilerini ve meraklarını öğrenme sürecinde yapıcı bir biçimde kullanabilirlerse, sınıf ortamındaki zarar verici davranışları ile daha kolay baş edebilirler.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda erken tanı ve müdahale önemlidir. Ebeveynler, öğretmenler, çocuk gelişimi uzmanları ve psikiyatristler başta olmak üzere çocuğun yakın çevresi iş birliği içerisinde hareket etmelidir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, ailenin belirtileri izlemesiyle ya da öğretmenin fark etmesi ile uzman yardımına yönlendirilir. Çocuk sadece evde ya da okulda dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve davranış problemleri gibi belirtileri gösteriyorsa, sorunun ortaya çıktığı ortamların yeniden düzenlenmesi gerekebilir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuğun gelişim düzeyi, yaşadığı zorluğun düzeyi, biyolojik gelişim durumu göz önünde bulundurularak uygun tedavi yöntemi düzenlenmelidir. Tedavi için sadece psikoterapi ya da ilaç tedavisi uygulanabileceği gibi her iki yöntem beraber de uygulanabilir.

Günümüzde aşırı hareketliliği bulunan, dikkatini toplamakta güçlük yaşayan ve dürtüsel olan çocuklara sıklıkla dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı konmakta ve tedavi sürecinde sıklıkla ilaç kullanımı yaygınlaşmaktadır.  Oysa dikkat eksikliğinin ve hiperaktivitenin tanı ve tedavisi, bütüncül bir yaklaşım ele alınıp takip edilmeli, ilaç tedavisi son çare olarak düşünülmelidir.

Ebeveynlere Öneriler

  • Ebeveyn olarak çocuğunuzun diğer çocuklara oranla bazı zorluklar yaşadığını kabul etmelisiniz. Sorunları konuşmaktan kaçınmak, gerçeği gizlemeye çalışmak doğru bir yaklaşım olmamakla birlikte çocuğunuzda ondan memnun olmadığınız ve rahatsız olduğunuz fikrini doğurmaktadır. Sorunun en erken dönemde bilinmesi ve kabul edilmesi onunla etkili ve faydalı mücadele edilmesini sağlayacaktır.
  • Çocuğunuza onu ne olursa olsun her zaman sevdiğinizi hissettirmeli, konuşurken onunla göz göze gelmeye dikkat etmeli ve onu aktif bir şekilde dinlemelisiniz.
  • Çocuğunuzun kendini kontrol edebilme becerisinin zayıf olduğunu kabul etmeli, sizi sinirlendirmek için kasten bu davranışları yapmadığına inanmalısınız. Sabırlı davranmanın çocuğunuza vereceğiniz en güzel hediye olduğunu unutmayınız.
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar aileleri tarafından sürekli yargılanır ve eleştirilirler. Oysa özgüvenleri düşük olan bu çocukların övgüye, beğenilmeye ve takdir edilmeye daha çok ihtiyaçları vardır. Çocuğunuzu yaptığı olumlu davranışları mutlaka takdir etmeye, övmeye özen gösterin.
  • Çocuğunuzun mükemmel olmasını beklemeyin ve ondan mükemmel olmasını istemeyin.
  • Duygularınızı çocuğunuzla paylaşmaya özen gösterin. Onunla konuşurken yaşadığı zorlukları anladığınızı ve zaman zaman benzer zorlukları sizin de yaşayabildiğinizi anlatmalısınız. (Örneğin; bazen dikkatinizi toplamakta güçlük çektiğinizi gibi.) Böylece onunla aynı duyguları bazen sizin de yaşadığınızı düşünmesini sağlayabilirsiniz.
  • Sabırlı olup bu süreçte çocuğunuzun yanında olun. Çocuğun anne-babasının onu anlayacağı, destekleyeceği, yanında olup sakinleştireceğine dair güveninin ve inancının gelişmesi önemlidir.
  • Profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Bu süreçte alan uzmanlarından destek almak, işinizi kolaylaştıracak ve bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetebilmenizde sizlere yardımcı olacaktır.

Uzm. Yağmur Tuğçe TEKE

Çocuk Gelişimi Uzmanı